Ramazan ve reflü hastalığı

Ramazan ve reflü hastalığı

Ramazan ve reflü hastalığı

Prof.Dr.Orhan Özgür

KTÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim dalı

Öğretim Üyesi

Ramazan ve Reflü Hastalığı

 

Reflü kelime anlamı olarak geriye kaçış demektir. Reflü hastalığı terimi genellikle mideden yemek borusuna ve boğaza doğru asit kaçışını ifade etmek için kullanılır.Ülkemizde toplumun yaklaşık %20’inde reflü hastalığı vardır.Her beş kişiden birinde bu hastalık vardır.
Reflü hastalığında tipik yakınmalar göğüste,göğüs kemiğinin arkasında rahatsızlık hissi ve yanma ile ağıza acı su gelmesi ve geğirti olmasıdır. Tipik olmayan yakınmalar ise göğüs ağrısı, mide ağrısı, bulantı, kusma,gaz, şişkinlik, kötü ağız kokusu,ağızdan kan gelmesi, ses kısıklığı,boğazda gıcıklanma,müzmin öksürük, astm, bronşit, horlama, hıçkırık, yemek borusunda takılma hissidir.Yaklaşan ramazan ayı nedeniyle reflü hastalarının bilmesi gereken önemli noktalar vardır.Şu soruları mutlaka akla getirmek gerekmektedir.

1.Reflü hastaları oruç tutabilir mi?

Genel olarak reflü hastaları bazı temel prensiplere uyarak oruç tutabilirler.Ancak bazı hastaların reflü hastalığının şiddeti ile ilişkili olarak oruç tutması uygun olmayabilir. Oruç esnasında reflü tedavisine rağmen midesinde yanma,ağrı,bulantı,kusma, ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır.Oruç öncesinde belirgin yakınması olmayan, fakat oruç esnasında alınan önlemlere rağmen giderek artan şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması uygundur.

2.Neler ramazanda reflü şikayetlerini artırır?

Önceden var olan ancak herhangi bir şikayeti olmayan kişilerde ilk reflü ile ilgili yakınmalar ortaya çıkabilir.Oruç esnasında uzun süre aç kalındıktan sonra iftarda  fazla miktarda ve hızlı şekilde yemek yenmesi karın içi basınsını artırır ve reflüye neden olur.Sahurda ve iftarda yağlı ve ağır yemeklerin tüketilmesi, iftarda yemekten hemen sonra dinlenme amacıyla yatılması, sahurda yemek yedikten sonra tekrar hemen yatmak reflü şikayetlerini artırmaktadır.

 

3. Ramazanda reflüye karşı beslenmede nelere dikkat etmeliyiz?

Ramazanın yaz aylarına denk gelmesinden dolayı aç kalma süresi de artmıştır. Tükettiğimiz besin tercihi gün içerisinde bizim daha sağlıklı geçirmemizi sağlayacaktır.Yağlı ve tuzlu gıdaları tercih etmek bizi olumsuz etkileyecektir. Gün içinde daha çok susamamıza neden olacaktır. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur tatlıları boş enerji almamıza neden olacak ve kısa sürede acıktıracaktır. İftar ve sahurda tuz içeriği yüksek olan turşu, salamura besinler, yağ ve tuz oranı yüksek olan pastırma,sucuk gibi besinler, şeker oranı ve kalorisi yüksek olan kurabiyeler, hamur tatlıları gibi besinlerden bu dönem boyunca uzak durulması gerekmektedir.

    Kafeinden kaçınmak gerekir. Kafein en fazla kola, kahve ve koyu çayda bulunur. Kişilerin sigara içmesi yasaklanmalıdır.Çikolata,çiğ soğan-sarımsak, salça, ketçap, mayonez gibi reflü ataklarını tetikleyen besinlerden uzak durmak gereklidir. Bol sıvı almalı, besinleri yavaş ve iyice çiğneyerek yemeli,hazmı kolay lifli gıdalar tercih edilmelidir.

 

4. Ramazanda reflüye karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

      Reflü tanısı konulmuş hastaların,ramazan ayı öncesi gastroenterologları ile görüşmeleri, yeni öneri ve ilaç değişikliklerini öğrenmeleri gereklidir.Reflü hastalarının tedavilerini ve beslenmesini ramazana göre ayarlaması son derece önemlidir.Asit baskılayan, mide koruyucu ilaçlarını sahur yemeğinden ½ saat önce almalıdır. Sahurda veya iftarda yemek yedikten hemen sonra yatmamak gereklidir. Gece yatmadan 2 saat önce bir şey yenmemelidir.

    Ramazan ayı süresince romatizma ilaçları ve aspirin kullanımına dikkat etmek gereklidir.Mide için zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımı oruç esnasında mide kanaması ve mide delinmelerine yol açabilir.

5.Ramazanda reflü hastaları için  sahur ve iftarda uygun yemek çeşitleri nasıl olmalıdır?

    Sahurda ve iftarda bol miktarda yağsız salata tüketiniz.Günlük en az 3-5 porsiyon meyve yenmelidir.İftarda mutlaka az yağlı bir sebze yemeği olmalıdır.Kabuklu sebze ve meyveleri kabuğunu soymadan tüketmeliyiz.Açlık süresini aşağıya çekmek adına sahur öğününü mutlaka yapmak gereklidir.Sahurda süt,peynir,yumurta,zeytin,domates,salatalık,tam tahıllı ekmekten oluşan sağlıklı bir kahvaltı iyi bir seçenek olacaktır.

       İftarı bir bardak su ve yanında 1-2 zeytin veya hurma ile açtıktan sonra küçük bir kase çorba içilip tercihen 15-20 dakika kadar yemeğe ara verilmelidir.Bu süreç içerisinde kişinin açlık hissi azalacak, yiyeceklere saldırma isteği ortadan kalkacaktır.15-20 dakika sonra normal bir akşam yemeği yenebilir.Izgara et, köfte,balık,kurubaklagil,sebze yemekleri,bol yeşillikli salata,yoğurt,ayran, cacık gibi besinleri içeren bir menü hazırlanmalıdır.

 

    İftar yemeğinin hemen arkasından meyve ve tatlı tüketmeyin. Bunları 1-2 saat sonra ara öğünlerde yiyebilirsiniz.
    İftardan ortalama 1,5 saat sonra bir ara öğün yapılabilir. Bu öğünde 1-2 porsiyon meyve veya 1 küçük kâse sütlü tatlı tercih edilebilir. Ramazan ayının tatlısı olan güllaç oldukça sağlıklı bir seçim olacaktır. Meyveli tatlılar, sütlaç veya dondurma da sağlıklı alternatiflerdir.
   Bu ara öğünden yine ortalama 1-1,5 saat sonra bir ara öğün daha yapılabilir. Yatmadan 2 saat önce olacak şekilde. Bu son ara öğünde meyve tüketilmesi önemlidir. 
   Oruç tutan kişi normalden çok daha fazla miktarda ve daha hızlı yemek yer. Bu noktaya dikkat edilmeli ve öğünler yavaş yenmeli, besinler iyi çiğnenmelidir. 
    Yaz aylarına denk gelen bu ramazanda su tüketimine özellikle dikkat etmeliyiz. Sahurda, iftarda, iftar sonrasında yeterli miktarda (ortalama 1,5-2 lt.) su içilmelidir. Sıvı alımı diğer içecekler veya sıvı besinlerin tüketimi ile birlikte artırılmalıdır. Çorbalar, taze meyve suları, ayran, şekersiz kompostolar vb.