Kronik Hepatit B

Kronik Hepatit B

Kronik Hepatit B

 

 

 

Hepatit B; Aşısı olan tehlike yanımızda!

 

Aşısı olan hastalık tehlikeli bir hastalık olmamalıdır! Ancak veriler bunun tam tersini söylüyor.Hepatit B hakkında ne yazık ki çok az şey biliyoruz.Herkesin az ya da çok hepatit B riski altında olduğunu biliyor musunuz?Hepatit B virüsünün çok kolay bulaştığını ve virüsün çok dayanıklı olduğunu biliyor musunuz?Ülkemizde ve dünyada hepatit B nedeniyle her yıl kaç kişi yaşamını yitiriyor?

1.Hepatit B nedir ve  ülkemizdeki sıklığı nedir?

    Hepatit B virüsü, halk arasında sarılık olarak bilinen ‘’Hepatite’’ yani "karaciğer iltihaplanması"na neden olan bir virüstür. "HBV" olarak kısaltılmaktadır. HBV; 40-45 nm boyutlarında olan bir virüstür. Virüs vücuda çeşitli yollardan girebilir ve karaciğerde hücreler içine yerleşir.

     Hepatit B ülkemizin değişik bölgelerinda değişik sıklıkta görülmektedir.    Ülkemizde Doğu ve Güneydoğu Anadolu da enfeksiyon sıklığı %10’ lara dek çıkmakta, Batı da ise %5’ lere dek düşmektedir.Ortalama sıklığı %7-8 dolayındadır.Sayısal veri olarak Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon hepatit B hastası bulunmaktadır. Kronik hepatit B enfeksiyonu sonucunda oluşan hastalıklar tüm dünyada büyük bir problemdir. Tüm dünyada yaklaşık 350 -400 milyon kişi kronik hepatit B hastasıdır ve her yıl bu kişilerin 500.000-750.000'i karaciğer yetmezliği veya karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

2.Hepatit B’nin belirtileri nelerdir?

    Hepatit B infeksiyonu geçiren erişkinlerin  yaklaşık %70’inde  herhangi bir şikayet veya belirti  görülmez. Hepatit geçirmekte olan hastaların  ancak bir kısmında bulantı, iştahsızlık, yorgunluk, kas ağrısı, eklem  ağrısı, hafif ateş, ishal veya kusma, baş ağrısı, koyu renkli  idrar görülebilir.Bazen ciltte ve gözlerin beyaz kısmında sararma görülür.Sarılık olması tanıyı kolaylaştırır zira sarılık olduğu zaman hasta hemen doktora koşar.Sarılık olmadığı zaman hasta hepatit geçirdiğini çoğu kez anlayamaz.Çoğu zaman hastalar gripal  bir enfeksiyon geçirdiğini zanneder.Akut hepatit B hastalarının %0,1-0,5’inde ise ‘’ Fulminan Hepatit’’ olarak adlandırılan öldürücü bir tablo gelişebilir.

    Akut hepatit B geçiren erişkin yaş grubundaki hastaların %90-95’i tedavisiz olarak kendiliğinden iyileşir.Buna karşılık  hepatit B ile enfekte olan küçük bebeklerin %90'i, çocukların %30-60'i ve erişkinlerin %5'i hepatit B enfeksiyonunu yenemez ve virüsü vücutlarından atamazlar. Bu kişilerde hepatit B enfeksiyonu kronik olarak devam eder ve tablo kronik hepatit B olarak adlandırılır.

    Hepatit B’nin sık görüldüğü ülkelerde hastalığın akibeti daha kötü seyretmektedir.Beş yıllık süre içinde kronik hepatit B’den siroza geçiş riski %12-20 dolayındadır.Sirozdan karaciğer kanser gelişme riski 5 yılda %6-15 dolayındadır. Bu rakamlar oldukça büyük rakamlardır.

3. HBV nasıl bulaşır?

    Hepatit B, hepatit B'li kişilerin kan veya vücut sıvıları yoluyla bulaşır. HBV virüsü en yoğun olarak kanda ve yaralardaki sıvılarda bulunur. Yine vajinal sıvıda ve spermde de HBV virüsü orta yoğunlukta bulunur.

    Hepatit B, virüslü kan ve kan ürünlerinin alınması, özellikle cerrahi girişimler ve ciddi diş tedavileri, taşıyıcı ya da hasta birinin kullandığı iğnenin vücuda girmesi, virüslü kesici ve delici aletlerin batması, hepatit B olan hastanın diş fırçasının kullanılması, özellikle hastalığın vücutta aktif olduğu dönemde hastayla tükrük ve salya yoluyla yakın temas,  doğum sırasında hepatit B'li anneden bebeğe geçiş, evlilik dışı riskli ,korunmasız cinsel ilişkiler, başlıca bulaş yollarıdır.Tıraş bıçağı,  tırnak makası gibi aletlerin ortak kullanımı da hastalığın bulaşmasında etken olabilir. Kalabalık ailelerde, kreş, yurt , cezaevi  ve okullarda horizontal (yatay ) geçiş dediğimiz yolla kişiden kişiye yakın temas ile bulaş söz konusu olabilmektedir.

   

    Başkasına ait diş fırçası,tırnak makası,  traş makinelerini kesinlikle kullanmayınız.Kuaförde sakal traşından önce jiletin değiştiğinden %100 emin olmak gereklidir.Yine kuaförlerde bir önceki kişiye kullanılan havluların size kullanılmasına kesinlikle izin vermeyiniz.Hepatit B virüsü vücut dışında en az 7 gün boyunca canlılığını devam ettirir ve görüntüde kan olmasa bile virüs bulaştığı nesnelerin üzerinde canlılığını sürdürür.

Hepatit B'nin bulaşma riski, HIV virüsünün bulaşma riskinden 50-100 kat daha fazladır.

4. Hepatit B geçiren bir kişi ne kadar süreyle hastalığı bulaştırabilir?

    Akut veya kronik hepatit B geçirmekte olan bir kişi kanında hepatit B virüsü bulunduğu sürece hastalığı bulaştırabilir. Bir kişinin kanında virüs bulunup bulunmadığı ise sadece kan testi ile anlaşılabilir.

    Hepatit B virüsünü taşıyan  kişiler virüsü başkalarına bulaştırmamak için çok dikkatli olmalıdırlar. Sıklıkla hepatit B ve C’li hastalar hastalığını gizlemektedirler. Bu kişiler herhangi bir tıbbi müdahale öncesi hepatit B virüsü taşıdıklarını mutlaka söylemeleri gerekir .Çünkü sağlık ekibinin  hepatit B’ye karşı  önleyici tedbirleri alması ve diğer hastaları koruması son derece önemlidir. Bu kişiler  ile aynı evde yaşıyan tüm aile bireyleri  ve cinsel partnerleri mutlaka hepatit B'ye karşı aşılanmalıdırlar. Aşılamadan sonra eşler arasında cinsel temas sonucu bulaşma riski tamamen ortadan kalkmaktadır.Hepatit B virüsünü taşıyan kişiler kan vermemeli, diş fırçası, jilet ve diğer kişisel bakım ürünlerini başkaları ile paylaşmamalıdırlar.

    Hepatit B hapşırma, sarılma, öksürme, yiyecek ve su, çatal, bıçak, tabak veya bardak vs paylaşımı ile bulaşmaz. Bu kişileri aile içinde ve iş ortamında tecrit etmemek gereklidir.Hele hele eşlerin birbirinden uzaklaşması son derece gereksiz ve yanlış bir davranıştır.

5. Hepatit B virüsüne maruz kalınca ne yapmalıyız?

    Hemen bir sağlık kuruluşuna baş vurmanız gereklidir.Eğer hepatit B aşısı yaptırmamış bir kişi hepatit B virüsünü taşıyan bir kişinin kan veya diğer vücut sıvıları ile temas ederse veya herhangi bir koruyucu tedbir almadan  hepatit B virüsü taşıyan bir kişi ile cinsel temasta bulunursa en kısa zamanda hepatit B aşısının ilk dozunu ve hepatit B immünglobulini (hepatit B virüsüne karşı koruyucu antikorlar içeren kan ürünü) almalıdır. Bu ilk uygulamayı takiben 2 doz daha hepatit B aşısı yapılmalıdır.

6.Hepatit B  enfeksiyonu birden fazla kez geçirilebilir mi?

    Hayır. Akut hepatit B geçiren hastalarda virüse karşı koruyucu antikorlar geliştiğinde kişi hastalığa karşı bağışık olur ve tekrar hepatit b geçirmesi engellenir. Bu kişilerde kanda hepatit B antijeni ve antikoru bakılarak hastaya ayrıntılı bilgi verilebilir.

7.Hepatit B taşıyıcısı nedir? Bu kişilerde normal sağlıklı kişilere göre risk var mıdır?Bu kişilerin takibi nasıl yapılmalıdır?

     En önemli soru budur.Çünkü günümüzde taşıyıcı ile hasta ayrımının yapılmasında çok ciddi hatalar ile karşılaşıyoruz.Hasta bir kişiye taşıyıcı, taşıyıcı bir kişiye ise hastalık tanısının konduğunu ne yazık ki sık görmekteyiz.Bu hastalarda ilk tanı aşamasında bu konu ile ilgili bilgi ve tecrübesi olan bir hekim ile konsultasyon şarttır.

    Akut hepatit B geçirenlerin %90’dan fazlası tedavisiz, kendiliğinden sağlığına kavuşur.Hepatit B virüsü vucuttan atılır.Ancak %6-7’inde virüs vucutta kalır.Anti HBs adı verilen antikor oluşmaz. Kanda HBsAg adı verilen antijen pozitiftir.Hastalığı geçirdikten sonra bu özellikleri taşıyan yani vucudunda virüsü taşımaya devam eden hastalara Hepatit B taşıyıcısı denir.Bu durum halk arasında gizli sarılık olarak bilinir.

    Hepatit B taşıyıcısı olan hastaların genellikle herhangi bir yakınması yoktur. Genel sağlık kontrolü sırasında  veya kan bağışı esnasında  yapılan tahlillerde hepatit B taşıyıcılığın farkına varılır.

     Hastaların çoğunda taşıyıcılık hali yaşam boyu devam eder.Hepatit B taşıyıcıları normal yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilirler.

    Bir araştırmada ; 317 hepatit B taşıyıcısı 16 yıl boyunca takip edilmiş.Bunların 3’ü siroz hastalığı nedeniyle kaybedilmiş.Hiçbirinde karaciğer kanseri gelişmemiş.Bir yıl içinde batı ülkelerinde taşıyıcı hastaların % 0,5-2’inde Asya ülkelerinde ise %0,1-0,8’inde kendiliğinden, tedavisiz olarak  HBsAg (-) olabilmektedir.
    Hepatit B taşıyıcıları, gerekli önlemlerin alınmadığı durumlarda, yakın çevrelerine virüsü bulaştırabilir.Nadiren de olsa hastalık aktifleşerek karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine dönüşebilir. Bu nedenle hepatit B taşıyıcısı olan kişiler mutlaka en erken 6 ayda bir,  en geç 12 ayda bir  bu konu ile ilgili  bilgisi ve tecrübesi olan bir  hekim tarafından kontrol edilmelidir.Her kontrolde karaciğer kan testleri, hepatit belirteçleri,alfa-feto protein denilen karaciğer kanseri tanısında kullanılan tümör belirteci ve karaciğer ultrasonografisi mutlaka yapılmalıdır.’’Ben taşıyıcıyım, ben de herhangi bir risk yok ‘’ diye düşünmek son derece yanlıştır.Eskiden bu hastalar için kullanılan ’sağlıklı taşıyıcı’’ terimi günümüzde terk edilmiştir.Zira kanında hepatit B mikrobu taşıyan bir kişiye sağlıklı demek mümkün değildir.

    Hepatit B taşıyıcıları  kesinlikle alkol almamalıdır.Ancak sosyal içici olarak 15-20 günde bir şarap (bir kadeh) içebilirler.Ayrıca beslenmelerine dikkat etmeleri, katı yağ ve yağlı gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıdırlar.Birtakım ilaçlar karaciğere fazlasıyla yük bindirir.Bu nedenle doktoruna  danışmadan bilinçsiz ve kontrolsüz ilaç kullanmamalıdırlar.

8.Hepatit B’nin aşısı var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

    Annede Hepatit B taşıyıcılığı yoksa doğumdan itibaren ilk 2 ay içinde herhangi bir zamanda yapılabilir. Annede taşıyıcılık olması halinde hepatit B aşısının ilk dozunu ve hepatit B immünglobulini (hepatit B virüsüne karşı koruyucu antikorlar içeren kan ürünü) doğumdan sonra  ilk 24 saat içinde yapılması gerekmektedir. Bu  durumda  her  gebe  anne  adayının  hepatit  B  taşıyıcılık  durumu  bebek  doğmadan  önce  belirlenmelidir.   Annede  taşıyıcılık  olmasa bile bu aşının doğumdan itibaren yapılması önerilmektedir.

Aşının ilk  dozundan 1 ay sonra 2. dozu, 6 ay sonra 3. dozu yapılmalıdır. Anne  taşıyıcı ise  bu  takvim  0-1-2-12.  aylar  olarak  değişir. Aşının yeterli  bağışıklık oluşturup oluşturmadığı tespit edilebilir,  ancak rutin  olarak  böyle  bir  uygulama  gerekli  değildir.Antikor düzeyinin 100 Ü üzerinde olması tercih edilir. Hepatit  B  aşısının neredeyse  hiçbir  yan  etkisi  yoktur,  çoğu  zaman  ateş  ve  yapılan  bölgede  şişlik  bile  olmaz.

Daha önceden aşılanmamış herkesin her yaşta bu aşıyı olması mümkündür. Ancak aşılanmadan önce  kan testi ile bireyin hepatit B taşıyıcılık durumu veya bağışıklık durumu değerlendirilmelidir.Yani kanda HBsAg ve Anti HBs bakılmalıdır.Her iki test (-) ise aşı yapılmalıdır.Benim kişisel kanaatım  risk altında olsun veya olmasın herkesin hepatit B ‘ye karşı aşılanması gereklidir.’’Haydi herkes aşıya’’parolamız olmalıdır.

 9. Hepatit B'nin güncel tedavisi nedir?

    Akut hepatit B hastalarda herhangi bir tıbbi tedaviye gerek yoktur.Çünkü  erişkinlerde hastalık %90-95 kendiliğinden iyileşmektedir.Bu hastaların  istirahat  etmesi tedavi için yeterlidir.Yine bu hastalarda  sıkı bir diyete gerek  yoktur.

    Günümüzde Kronik hepatit B enfeksiyonu tedavisinde  kullanılan 6 adet ilaç eczanelerde bulunmaktadır.İnterferon, lamivudine,  adefovir, telbivudine, entekavir, tenofovir.İnterferon iğneleri haftada bir cilt altına yapılmaktadır.İnterferon  bazı özellikleri taşıyan, seçilmiş hastalara uygulanmaktadır.Tedavinin yan etkileri oldukça fazladır.Hastaların yakın takip altında olması gerekir.Bu tedavinin avantajı tedavi süresinin 1 yıl olmasıdır.

    Hepatit B tedavisinde günümüzde en çok tercih edilen ilaçlar entekavir ve tenofovir’dir.Bu ilaçlar ile tedavi süresi belirsizdir.Daha çok  yaşam  boyu tedavi olarak düşünmekteyiz.Bu ilaçlar son derece etkili ilaçlar olup yan etkisi yoktur, kullanımları son derece kolaydır.Bu ilaçların tedavi başarısı %90 üzerindedir.İlaçlara karşı direnç gelişme riski yok denecek kadar azdır.

10.Hepatit B tedavisi ile ilgili kişisel tecrübelerinizi aktarır mısınız.

    KTÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji bilim dalımızda yıllardır hepatit B’li hastalarımızı başarıyla tedavi etmekteyiz.Sonuçlar son derece  yüz güldürücü.

    Benim bizzat tedavi ettiğim 200 dolayında kronik hepatit B hastası mevcut.Bu hastaların 80 kadarı Entecavir, 80-90 kadarı Tenofovir, geri kalan hastalarım ise; interferon, Lamivudin ve Telbivudin tedavisi altındadır.Bu hastalarda kişisel tercihimiz güçlü antiviral etkili ve direnç riski çok düşük olan Entecavir ve tenofovir’den yanadır.Entecavir ve Tenofovir tedavisi alan hastalarımda HBV-DNA (-) leşme oranı %90 üzerindedir.Bu rakamlar hepatit B tedavisi için çok güzel sonuçlardır.

Son söz: risk altında olsun veya olmasın herkesin hepatit B ‘ye karşı aşılanması gereklidir.

’’ HAYDİ  HERKES AŞIYA ’’