Kabızlığın Tedavisi Mümkün mü?

Kabızlığın Tedavisi Mümkün mü?

 
                                                     KABIZLIĞIN ÇARESİ VAR MI?

                                                           

Kabızlık ile ilgili ilk iki yazımızda kabızlık teşhisinin nasıl konduğunu ve kabızlığın nedenlerini anlatmıştık.Bu yazıda kabızlığın tedavisinden  bahsedeceğim.Kabızlık kader mi?Kabızlığın çaresi var mı? Bunları detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

1.Kabızlığı olan hastalarda hangi bulgular bizim için önemlidir?

·       Hastanın yaşının 50 yaş üzerinde olması

·       Makattan kan gelmesi

·       Nedeni izah edilemeyen kilo kaybı

·       Ailede kalın barsak kanserinin olması

·       Hastada halsizlik,bitkinlik,yorgunluk,çarpıntı,solukluk gibi kansızlık belirtilerinin varlığı

·       Karında veya makatta elle veya parmakla şüpheli kitle hissedilmesi

Bu bulgulardan bir tanesi dahi mevcutsa mutlaka hastada ileri tetkikler yapılmalıdır.Bazen bu hastalara öncelikle tedavi verilmekte, şikayetleri geçmezse kontrole gelmesi önerilmektedir.Bu yolu bazen doktorlar bazen de hastalar tercih etmektedir.Son derece sakıncalıdır.Mutlaka önce teşhis konmalı ondan sonra tedavi planlanmalıdır.Burada erken teşhis son derece önemlidir.

2.Kabızlık nedeniyle başvuran hastalarda teşhis yöntemleri nelerdir?

Bu hastalarda hastalardan alınan bilgiler çok önemlidir.Hastanın bilgilerini detaylı bir şekilde aldıktan sonra hastayı iyi bir şekilde muayene etmeliyiz.Karın muayenesinde karın şişliği, ele gelen kitle varlığı özellikle araştırılmalıdır.Arkasından anal bölge dikkatli bir şekilde muayene edilmelidir.Hemoroid, anal fissür (makatta çatlak, yırtık) mutlaka araştırılmalı ve arkasından parmakla muayene (rektal tuşe) yapılmalıdır.Parmak muayenesini hastalar genellikle istemez.Ancak hastaya bunun gerekli olduğu mutlaka anlatılmalı ve hasta ikna edilmelidir.Makat bölgesinde hemoroid, fissür görülmesi kabızlığın bir nedeni olabilir.Ayrıca bu hastalıklar kabızlığa bağlı gelişmiş olabilir.

Kabızlık nedeniyle baş vuran hastalarda hekim hastadan aldığı bilgiler ve muayene bulgularına göre tanısal tetkikler için bir plan yapmalıdır.Mutlaka rutin kan sayımı, sedimantasyon, CRP, biyokimya testleri (troid testleri, kalsiyum,potasyum dahil) yapılmalıdır.Arkasından bir önceki soruda dile getirilen alarm bulguları göz önüne alınarak baryumlu kolon grafisi veya  barsağın endoskopik tetkiki (sigmoidoskopi veya kolonoskopi) yapılmalıdır.Bizler hastalarımızda kolonoskopiyi tercih ediyoruz.Bu tetkikler normal ise daha ileri tetkiklere başvurulmalıdır.

Nedir bu tetkikler ? barsak geçiş zamanı, defakografi, anal manometri, endoanal ultrasonografi. Ancak bu  tetkikler ülkemizde sayılı merkezlerde yapılabilmektedir.Gerekli durumlarda hekim hastasını bu tetkiklerin yapıldığı merkezlere göndermelidir.

3.Sonuç olarak kabızlığın çaresi var mı?

Bu yazı dizisinin en önemli sorusuna geldik.Hastalarımızın bize en çok sorduğu soru bu.Cevap; birçok hastada kabızlığı tedavi edebiliyoruz.

     Kabızlığın tedavisi pek çok yönden ele alınması gereken bir konudur.En sık nedenlerden biri olan fonksiyonel kabızlık vakalarında bir neden bulunamaması hastalarda endişelere yol açabilmektedir.Bu konuda hastalar bilgilendirilerek barsak hareketleri,normal defekasyon sayısının insandan insana ve alınan gıdaya bağlı olarak değişiklik gösterebileceği konusunda açıklamalar yapılmalıdır.Kabızlığa neden olabilecek ilaç kullanımı sorgulanıp varsa ilaç kesilmelidir. (Bir önceki yazımızda kabızlık yapan ilaçları anlatmıştım)

Diyet:

     Kabızlığa neden olabilecek bir hastalık bulunmadığında tedavide hasta bilgilendirilmesinden sonraki aşama diyetin düzenlenmesidir.Kabızlığı olan birçok hasta diyet ile 20-30 gr/gün lif alınmasına iyi cevap vermektedir.İçerisinde lif oranı yüksek besinler;  kepek,mısır gevreği,buğday,yulaf ezmesi,selüloz,soya,pektin,sebzeler ve meyvelerdir .Birlikte bol sıvı alınması barsak geçiş  zamanını hızlandırmakta ve gaita miktarını  artırmaktadır.

Kabızlığı olan hastalara önerilerimiz şunlardır:

KABIZLIĞI OLAN HASTALAR İÇİN ÖNERİLER:

1.Yemekler iyi çiğnenmeli, yavaş yenmeli

2.Öğünlerin zamanında ve düzenli olmasına özen gösterilmeli

3.Sabah aç karnına ılık su içmeli

4.Kahvaltı sonrası tuvalet gereksinimi için zaman ayırmalı

5.Tüm öğünlerde lifli gıdalar alınmalı

6.Bol miktarda su içilmeli (günde 10-12 su bardağı)

7.İşlem görmemiş kepek,tahıl ürünleri,taze sebze ve meyveler tüketilmeli

8.Düzenli egzersiz yapılmalı ve mümkünse spor yapılmalı

9.Erik,incir,kayısı gibi kurutulmuş meyveler ile bu meyvelerin tazelerinin de tüketilmesi        artırılmalı

10.Meyve suyu yerine meyvelerin kendisi tercih edilmeli

11.Kabuklu yenebilen sebze ve meyveler kabukları ile birlikte tüketilmeli

YAPILMAMASI GEREKENLER:

1.Gün içinde dışkılama hissi geldiğinde geçiştirilmemeli

2.Sigara ve alkol yasak

3.Yağlı ve sütlü gıdalar, çikolata, kafein, gazlı içeceklerden kaçınılmalı

4.Kuruyemiş ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalı

5.Kabızlık giderici ilaçlar (müshil) bilinçsiz kullanılmamalı

6.Hayvansal yağlar, rafine edilmiş şeker ve beyaz undan yapılmış ürünlerden (tatlılar, makarna, şehriye, börek vb) kaçınılmalı

7.Bazı ağrı kesiciler, aluminyum içeren antiasitler, antidepresanlar, sakinleştiriciler, demir ilaçları, epilepsi ilaçları, antiparkinson ilaçlar, kalsiyum kanal blokeri türü tansiyon ilaçları kabızlığa neden olabilir.Kabızlığı olan hastalar  bu ilaçlar konusunda bilinçli olması gerekir.

Dışkılama alışkanlığının düzenlenmesi:

Uzun süreli kabızlığı olan hastalara öncelikle tuvalet eğitimi verilmelidir. Bireyin her gün, belli bir saatte ve belli bir zamanını dışkılama için ayırması gereklidir. Dışkılama acele etmeden, stresten uzak, uygun pozisyon ve koşullarda her gün aynı saatte olmalıdır. Tercihan sabah kalktıktan ve kahvaltı sonrasındaki iki saat içinde gevşemeli ve en az 10 dakika tuvalete gidilerek beklenmelidir. Sabah kalkınca içilen bir bardak ılık su mide-barsak refleksini uyararak barsak geçişini ve dışkılamayı uyarır. Kahvaltıda yağlı gıdalar ve kahve de bu refleksi uyarır. Alaturka tuvaletlerde çömelme karın içi  basıncı daha fazla arttırdığından tercih edilmeli, mümkün değilse alafranga tuvalette ayağın altına 15 cm. bir basamak konulması önerilmelidir. Aşırı ve beş dakikadan fazla ıkınmadan sakınılmalıdır. Tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiğinde ertelemeden hemen tuvalete gidilmelidir. Dışkılama hissinin baskılanması dışkılama sıklığında azalma yanında barsak geçişinde yavaşlamaya da neden olur. Gençlerde dışkılama eğitiminde daha başarılı sonuç alınmaktadır.

     Sportif faaliyetlerin  barsak hareketlerini artırabileceği anlatılarak yürüyüş,koşma şeklinde spor yapmaları önerilebilir.Kabızlığın stres ile arttığı bilindiğinden psikolojik destek uygulanması da yardımcı olabilir.

Son Söz: Kabızlığın tedavisinde yaşam şekli ve beslenme son derece önemlidir.